Bir gün eşimle Danamandıra Tabiat Parkı’na trekinge gidiyorduk. Yolda göz alabildiğince sarıya bürünmüş insanı adeta büyüleyen ayçiçeği tarlalarını gördük . Tabii bir Köpte merakı olarak hemen telefona sarılıp internetten araştırmaya başladım. Meğer bu gördüğümüz ayçiçeklerinin %95 gibi büyük bir kısmı yağlık olarak kullanılıyormuş derken, bir habere denk geldim .
“Aa aşkım Hayrabolu’da haftaya Ayçiçeği Festivali varmış ne dersin gidelim mi, dedim.”
Biraz festivalin içeriğini araştırdık. Gastromi alanında bir yarışma varmış ,mahalleden maharetli kadınlar yöreye özgü yemekler yapacakmış jüri de değerlendirecekmiş . Ardından yapılan yemekler izleyiciye ikram edilecekmiş .Bu hoşumuza gitti. Dedik festivalden sonra da Hayrabolu’da ne yenir araştıralım . Araştırınca pabuç köftenin namını duyduk .Tam biz köptelere göre dedik . Ee, köfteden sonra şöyle ağzımızı tatlandıracak bir tatlı falan da fena olmazdı hani. Hatırlarsanız İlker Ayrık’ın Tekirdağ gezisinde gittiği bir Pey-Tat vardı. Tatlının asıl orijinal yerinin Hayrabolu’da olduğunu söylemişti. Gitmişken onu da deneyimleriz dedik ve 1 hafta sonra heyecanla düştük yollara .
İlk olarak Hayrabolu’ya gitme sebebimiz olan festivalde yerimizi aldık. Özcanlar Köfte gibi sektörün önde gelen işletmelerinin yöneticilerinin katıldığı keyifli bir paneli dinleme fırsatımız oldu. Hatta panel esnasında ikram edilen meşhur Hayrabolu Tatlısı ile ağzımızı tatlandırıp günün açılışını yaptık.

Şimdi de bizi asıl heyecanlandıran kısım geldi ve mahalleden kadınlar binbir emekle yaptıkları yiyecek ve içecekleri getirmeye başladı .Masa kuruldu, jüri üyeleri yerini aldı. İlk birkaç tadım esnasında her şey harika ve çok düzenli ilerliyordu. Ancak Trakya insanının lezzet arzusu ve festivalin o tatlı heyecanı birleşince ortalık biraz karıştı🙈 Lezzetlerin cazibesine dayanamayan seyirciler ellerinde tabaklarla masanın etrafını sarınca yarışmanın sunuculuğunu üstlenen Dr. Öğr. Üyesi Esat Özata, tüm samimiyeti ve sıcakkanlılığıyla ortamı düzenlemeye çalışsa da insanları yerine oturtmak mümkün olmadı. Hatta tatlı sitemlerine şahit olduk. İkram edilecek tüm yiyecekler dakikalar içerisinde tabiri caizse silip süpürüldü. Acaba bize de bir tık tadım düşer mi, diye masaya doğru yanaştık ama henüz jürinin tabağına girmemiş olanlar dışında masada hiçbir şey kalmamıştı .
Eşim de duruma bakıp ” Kültür tanıtımı yapılırken bir de böyle bir tanıtım yapılıyor işte !” dedi.
Biz de bu manzaraya biraz şaşkın biraz da buruk bir tebessümle bakıp asıl lezzet duraklarımıza doğru geçmek üzere festival alanından ayrıldık.
İlk durağımız pabuç köftenin tadına bakacağımız Ersan Et oldu. Hava o gün yaklaşık 40 dereceydi sıcaktan neredeyse bayılacağız, vantilatörün vuracağı bir masa bulmaya çalıştık fakat hepsi doluydu . Garson bizi boş bir masaya aldı. Sipariş vermek için menü sorduk ama menü yok dedi. Biz de meşhur pabuç köfteyi deneyeceğiz dedik ve iki porsiyon sipariş verdik. “Meze ister misiniz ortaya?” dedi biz de kararsız kalınca “Alkol alacak mısınız?” diye sordu. Hayır, dedik. Galiba mekanda içmeyen tek masa bizimkiydi. Tabii Trakya söz konusu olunca mekandakiler rakı içmeye çoktan başlamıştı bile. Biz köftelerimizin yanına salata ve yanına da milli içeceğimiz ayran söyledik.

Ve siparişlerimiz geldi. Hemen köftenin tadına baktık. İlk dikkatimizi çeken şey köftenin şeklinden ziyade kalınlığı oldu. Bu kadar kalın olup da içinin çok iyi pişmesi harikaydı. Lezzeti de gayet başarılı . Ayrıca bize çok doyurucu geldi. Her porsiyonda 5 köfte vardı ama biz galiba 3 tanesiyle doyduk. Kalkarken geri kalanını da paket yaptırdık. Salatanın porsiyonu bize biraz küçük geldi. Fiyatı da gayet makul .Biz 2 porsiyon köfte , 1 salata ve 2 Ayrana 1.200 TL ödedik. Gelgelelim sıra hesabı ödemeye gelince yaşadığımız zorluk bizi şaşırttı. Garsonu çağırdık 2 su ve hesap istedik fakat ne su geldi ne hesap . Eşimle garsonlarla göz göze gelip hesap diye işaret etmemize rağmen ısrarla hesabı getirmediler. Her restaurantta hesabı masaya getirmeyebilirler ama en azından hesabı istediğimiz an “Biz masaya hesap getirmiyoruz. Kasada ödeyebilirsiniz.” demelerini beklerdik şayet öyleyse. Her neyse kalkıp kasaya gidip hesabı ödedik .
Atmosfer & Ferahlık
İşletmede otopark mevcut ve yeterli sayıda. Hem içeride oturacak masalar var hem de dışarıda . Sıcak havalar için vantilatörleri yetersiz. Masaların birbirine yakınlığı gayet iyi.
🎯BİR DAHA GİDER MİYDİK?
Köftenin tadı iyi de olsa biz yaklaşımdan memnun kalmadık. Lezzetten önce yaklaşıma önem veren köpteler olarak bir daha tercih etmeyiz.
📍🗺️KONUM
📝 MÜFETTİŞ KARNESİ
| Kriter | Puan | Müfettiş Notu |
|---|---|---|
| 😋 Lezzet & Tazelik | ⭐⭐⭐⭐☆ | Kalınlığına rağmen içi lokum gibi pişmiş, lezzeti tam puanı zorlar! |
| 💁♂️ Güler Yüz & Servis | ⭐⭐⭐⭐☆ | Ne hesap geldi ne su garsonla göz göze gelme sanatı icra ettik! |
| 🧼 Hijyen & Düzen | ⭐⭐⭐⭐☆ | |
| 🏰 Atmosfer & Ferahlık | ⭐⭐⭐⭐☆ | Mekan ferah ama içeride desibel rekoru kırılıyor! 🔊 |
| 💰 Fiyat / Performans | ⭐⭐⭐⭐☆ | Ne cüzdanı bayram ettirir ne de ocağına incir ağacı diker. 👌 |
PEY-TAT
Köftemizi yedikten sonra zaten çok doymuştuk fakat buraya kadar gelmişiz yerinden Hayrabolu Tatlısı yemeden dönmek olmaz dedik. Bu defa ikinci lezzet durağımız olan Pey-Tat’a uğradık. Küçücük bir dükkanla karşılaştık. Üst katta oturmak için yerleri varmış fakat biz paket yaptırdık. Üzerine tahin ve fındık döktüler. Eve gelince tadabildik ve gerçekten tadı çok dengeliydi. Festivaldeki Hayrabolu Tatlısı bize aşırı şerbetli gelmişti fakat bu tam anlamıyla lezizdi.

🎯BİR DAHA GİDER MİYDİK?
Tadı dengeli ve lezzetli fakat biz bir daha özellikle bu tatlıyı yemek için Hayrabo’ya gitmeyiz fakat sizin yolunuz o tarafa düşerse mutlaka deneyin 🙂
NOT: Hayrabolu Tatlısı için mekanda tatmadığımızdan dolayı müfettiş karnesi oluşturmadık.


Bir Cevap Yazın